Son yıllarda olduğu gibi bu yılda Ramazan ayı, lüks oteller ve özellikle bazı belediyelerin iftar sofraları rekabetine dönüştü. Önceleri Ramazanın özüne uygun mütevazı sofralar kurulurken, daha sonra iftar çadırları ve nihayet yüzbinlerce insanı bir araya getiren hesapsız, kontrolsüz cadde ve sokakları dolduran, israfın tavan yaptığı sofralar kurulmaya başlandı.
Bir yandan beş yıldızlı iftar sofraları, diğer yandan bazı belediyelerin ölçüyü aşan, gösterişe dönüşen cadde ve sokak sofraları yüzbinlerce ton yiyecek ve içeceğin israf olmasına neden olmaktadır.
Geçen hafta istanbul Ümraniye belediyesinin yüz bin kişiye verdiği iftar yemeğinde yaşanan izdiham, ‘ihtiyaç sahiplerine’ ulaştırılmış sosyal bir dayanışma ve yardımlaşma örneği sayılabilir mi?.
Önümüzdeki günlerde Esenler Belediyesi de yüz bin kişiyi ağırlayacaktır. Bu yarışın ve rekabetin sınırı yok. Bütçesi güzel ve aynı zamanda reklama hevesli belediyeler, sınır tanımadan biri birleriyle yarışmaya devam edecektir.. şişli, Bayrampaşa, Kadıköy, Bursa, izmir, Ankara…ve daha bir çok belediye bu gösteriş yarışında yerini almış olacaktır.. Oysaki Ramazan ayı, eğlence ve israf ayı değildir.
Ramazan ayı, Müslümanlar için bereket, yardımlaşma ve kaynaşma ayıdır. Aynı zamanda tasarruf ayı anlamına gelir.. Ancak, Ramazan ayı boyunca tonlarca gıda israfının yapıldığı, bu israfa karşı dünyanın her yerinde çeşitli kuruluşlarca kampanyalar düzenlendiğini unutmamak gerekir.
Ayeti kerimede, “Yiyiniz, içiniz ama israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez” buyurulur. Bu mübarek aya yakışır şekilde Müslümanların etkinliklere katkıda bulunmaları, yardım ve kaynaşmaları kadar güzel bir şey olamaz. Ama bazı Belediyelerin iyi niyetli olunsa bile, israfa ve istismara yol açacak şekilde organizasyonlara girmeleri amacın dışına çıkan, çok eleştirilen bir konu haline gelmiştir. Buna açık bir şekilde dikkat çekmek gerekir.
Daha önce belirtmiştim. Bu tür etkinlikler Rekor ve gösteri anlamında çok güzel olabilir ancak, ramazan ve iftar söz konusu olunca bu tür organizasyonlarda çok dikkat edilerek, harcanan zaman ve paranın yerinde kullanılması ve israf boyutuna ulaşmaması gerekir.
Bu konuyu bir yarış ve şov anlamında değerlendirenler, güzel bir etkinlik olduğuna vurgu yapabilirler ama, konu Ramazan ve iftar olunca israf boyutunu tasvip etmek; “gösteriş ve riyadan uzak yardımlarda bulunan, aşevleri ve iftar çadırları kuran belediyelere, hayırseverlere ve sivil toplum kuruluşlarına” haksızlık olur.
Nitekim çok eleştirilen bu görüntülere TBMM Başkanı Cemil Çiçek katıldığı bir iftar yemeğinde, `iftar sofralarında mutfağa geri gönderilen yiyeceğin zerresine muhtaç insanlar var. Ramazanda bir iftar furyasıdır gidiyor. Bir öz eleştiri yapmamız lazım. Gelin öncülük yapalım, şu (gösterişli) iftar sofralarını iptal edelim. Buna ihtiyacı olan gençlerimiz var, ekmeğe ihtiyacı olan insanlarımız var. Hayrı başka şekilde de verebiliriz.” şeklinde konuşarak, bu sınırsız israfa dikkat çeken güzel bir mesaj vermiştir..
Milyonlarca insanın açlıktan kırıldığı dünyada, iftar sofralarından çöpe atılan milyonlarca ton gıdanın ekonomik ve çevre boyutu yanı sıra manevi sorumluluğu olduğunu unutmamak gerekir.
Yazılacak çok şey var ama netice olarak; “öz eleştiri” yaparak, daha dikkatli, amacına uygun ve aşırılıklardan uzak davranmamız gerektiğini herkesin, hele belediyelerin çok iyi bilmesi gerekir.
Gerçek anlamda yardımlaşma ve kaynaşmayı amaçlayan iftar sofralarının daim olması dileği ile…