Erhan BAYDAR


DOĞUBAYAZIT DERE VE SEL YATAKLARI ISLAH EDİLMELİDİR..

-Tedbirsizlik, ihmal ve doğaya karşı pervasızlık üzücü olaylarla karşı karşıya kalmamıza neden olmaktadır.-


Son günlerde yağışların yoğun olması ile yaşanan sel felaketleri bir kez daha, doğal dere yataklarını kapatmanın ve bu sel yataklarına inşaat yapmanın ne kadar sakıncalı olduğunu bir kez daha gündeme getirmiş oldu. 

Çoğunlukla metrekareye düşen yağış miktarlarının fazla olduğu dönemlerde, bilinçsiz ve pervasızca kapatılan doğal dere yataklarında yer bulamayan azgın sel suları cadde ve sokak demeden her tarafa taşarak büyük felaketlere maddi ve manevi zararlara yol açmaktadır.

Bu tür sel felaketleri yaşandığı her yerde, bin nasihatten daha iyi bir mesaj niteliğindedir.. 

Görünür ve görünmez bazı felaketlerin önüne geçmek elbette ki mümkün değildir. Ama orta yerde bir gerçek vardır ki, Tedbirsizlik, ihmal ve doğaya karşı pervasızlık üzücü olaylarla karşı karşıya kalmamıza neden olmaktadır.

Olaylar değerlendirildiğinde felaketlerin faturasını sadece doğaya çıkarmak çok haklı bir gerekçe olamaz... 

O zaman eğri oturup doğru konuşmak ve olaylardan ders çıkarmak gerekir. 

Sel yatakları her gün sularla dolup taşan dereler değildir. Zaman zaman yoğun yağışların meydana getirdiği seller için doğal yataklardır. 

O bakımdan bu yatakların, ne zaman ve ne miktarda sel suları ile dolacağını bilmek mümkün değildir. Bu sel yataklarının zamanı bilinmeyen yağış ve oluşan sellere engel teşkil etmeyecek ölçüde rahat olması, kapatılmaması ve bu alanlara inşaat yapılmaması gerekir.

Hemen hemen her yıl çeşitli yerlerde yaşanan sel felaketleri ile dere ve sel yataklarında bulunan yerleşim merkezlerinin nasıl risk altında olduğu tartışılır. 

Sellerin verdiği zararlar görülmesine rağmen bu alanlarda tedbir ve ıslah çalışmalarının çok zayıf oluşu tartışılması gereken önemli konulardandır.

Çok sayıda can ve mal kaybına yol açan felaketlerden sadece etkilenen yöreler değil, bütün yerleşim merkezleri ders çıkarmalı, yıllar sonra bir gün mutlaka, mevcut sel yataklarının dolup taşacağı hesabını yaparak, tedbir alınmalı ve planlama yapılmalıdır. 

Bütün bu felaket ve örneklerden sonra, sel yataklarının bir an önce ıslahı ile yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemesi gerekir.. 

Sel yataklarının kapatılması, köprü ve menfezlerinin küçük tutulması veya bakımsız olması felaketin boyutunu çok arttırmaktadır. 

Netice olarak, Taşkın Koruma Projeleri geçmiş on yıllar öncesinin su debisine göre yapılmalı, bu uygulamalarda verilen tavizlerin ağır faturası olduğu unutulmamalıdır.

Doğubayazıt’ta zaman zaman yaşanan, bazen can ve mal kayıplarına da neden olan, ilçe merkezinden geçen iki sel yatağı ile Karadere denilen Sarıgül mahallesindeki dere ve bazı köylerdeki sel yatakları tedirginlik ve korku yaratmaya devam etmektedir. 

O bakımdan, felaketin ne zaman geleceği bilinmez. Yeni acılar yaşanmaması için sel yataklarının bir an önce esaslı bir yatırım programı ile ıslahı ve bundan böyle sel yataklarında yapılaşmaya taviz verilmemesi gerekir… -Erhan BAYDAR-